- Tankut Taner Çelik, sosyal medya hesabında BOFA algoritmasının “impulse–response” mantığıyla piyasaları okuma gücüne dikkat çekti.
- Çelik’e göre küçük şoklara verilen tepkiler, piyasanın likidite yapısını ve hangi tarafta momentumun baskın olduğunu gösteriyor.
- Bu yaklaşımın kötüye kullanımı halinde ise “şok emirlerin” manipülasyon amacı taşıyabileceğini, bunun gözetimin görevi olduğunu vurguladı.
Çelik’in Paylaşımı
Tankut Taner Çelik, finansal piyasalarda sıkça tartışılan BOFA algoritmasına dair teknik bir değerlendirme yaptı. Çelik’in sosyal medya paylaşımında kullandığı ifadeler şöyleydi:
“Bofa algoritması ile ilgili çok şey söyleniyor. Kuşkusuz büyüklüğü ve teknolojik kapasitesi nedeniyle piyasadaki alış veya satış eğilimini anlık ölçme kabiliyetine sahip (impullse-response) olması en büyük avantajı. Bence yolladığı şoklara/dürütülere (impulse) gelen sinyallere (response) göre hareketini belirleme imkanı oluyor.
Teknik olarak tanımına bakarsak impulse–response analizi, aslında dinamik sistemlerin şoklara verdiği tepkileri ölçmek için kullanılan bir yöntemdir. İstatistikte özellikle VAR (Vector Auto Regression) modellerinde kullanılır. Burada impulse, modele dışarıdan verilen bir birim şok iken response ise sistemdeki değişkenlerin bu şoka karşı belirli periyotlarda nasıl evrildiğinin fonksiyonudur.
Kısaca, impulse–response analizi bir sistemdeki değişkenlerin dışarıdan gelen küçük bir şoka zaman içinde nasıl tepki verdiğini ölçmeye dayanıyor.
Aynı mantığı finansal piyasalara uyarladığımızda impulse, piyasaya verilen küçük bir emir ya da fiyat hareketi olarak düşünülebilir. Response ise fiyatın, emir defterinin veya işlem hacminin bu şoka karşı verdiği cevaptır.
Bu çerçevede kritik olan nokta, şokun kalıcı mı geçici mi olduğu ve hangi hızda absorbe edildiği. Bazı durumlarda fiyat, gelen şoku hızla emer ve eski seviyesine döner. Bu bize piyasada güçlü bir mean reversion eğilimi olduğunu gösterir. Bazı durumlarda ise şok, yeni bir fiyat seviyesini tetikler ve trend devam eder. Bu da momentumun baskın olduğunu işaret eder.
Stratejik açıdan bakıldığında impulse–response, piyasanın dinamiklerini ortaya çıkarmak için bir test işlevi görür. Gönderilen emirlerin yarattığı anlık fiyat kaymaları, fiyatın eski seviyesine dönme hızı, şok sonrasında emir defterinin hangi tarafta yeniden dolduğu gibi ölçütler, piyasanın likidite yapısı hakkında önemli bilgiler verir. Bu bilgiler hem büyük emirleri parçalayıp piyasaya yayarken kaymayı en aza indirmek için hem de kısa vadeli trade stratejileri geliştirmek için kullanılabilir.
Sonuçta impulse–response yaklaşımı, küçük hamlelerle piyasanın iç yapısını açığa çıkarma yöntemi denilebilir. Bir nevi sisteme küçük bir soru sorup, verdiği cevaptan onun karakterini okuma tekniği olarak görülebilir.
Bunun kötüye kullanımı mümkün mü diye dersek teknik olarak bazı şok amaçlı emirlerin yapısının ölçmekten çok belli bir yöne itme amaçlı olup olmadığına bakılması gerekir. Bu da borsa gözetimin işi.”
Çelik’in bu paylaşımı, piyasa mikro-yapısına ilişkin tartışmalara yeni bir boyut ekledi. BOFA gibi büyük oyuncuların algoritmalarının yalnızca likidite ölçmek için değil, aynı zamanda fiyat yönlendirme potansiyeline sahip olduğuna işaret ediyor.
Son dönemde özellikle algoritmik işlemlerin Borsa İstanbul’daki volatiliteyi artırdığı yönündeki yorumlar düşünüldüğünde, Çelik’in “borsa gözetimin görevi” vurgusu piyasa düzenleyicilerine dolaylı bir çağrı niteliği taşıyor.




