MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP lideri Özgür Özel’in Sinop’taki füze denemelerini eleştirmesine sert ifadelerle yanıt verdi. Yazılı açıklama yayımlayan Bahçeli, Özel’i “emperyalizmin oltasına takılmakla” suçladı ve “CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır” dedi.
Füze Denemeleri Üzerinden Gerilim
Bahçeli, Özel’in çıkışına şu sözlerle karşılık verdi:
“Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir. Özgür Özel’in uykuları kaçsa da Türkiye milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir. CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir.”
MHP lideri, CHP’nin “ilkel ve ilkesiz bir siyasi zihniyeti temsil ettiğini” savunarak, “Yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası” olarak tanımladığı süreçle yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
“Terörsüz Türkiye” Vurgusu
Bahçeli, İmralı’dan gelen silah bırakma çağrısına da değindi. Çağrının yalnızca Türkiye içindeki PKK’yı değil, Suriye’deki YPG/PKK yapılanmasını da kapsadığını vurguladı:
“SDG/YPG bu çağrıdan muaf değildir. Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir. ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır.”
Bahçeli, gelinen aşamada Suriye için iki yol kaldığını belirtti: “Ya barış ve istikrar tesis edilecek ya da İsrail’in tahayyül ettiği parçalanma ortamı gerçekleşecektir.”
ABD’ye Tepki
MHP lideri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “SDG ve YPG artık PKK ile ilişkili olmayan bir örgüt” açıklamasına da sert çıktı. O ifadeleri “sakıncalı ve sakat” olarak nitelendirdi.
Analiz: Savunma–Siyaset Ekseninde Sertleşen Çizgi
Bahçeli’nin açıklamaları, savunma sanayii üzerinden yürüyen tartışmanın kısa vadede siyasetin merkezinde kalacağını gösteriyor. CHP’nin füze denemelerine yönelik eleştirisi, iktidar bloğu tarafından “milli duruş karşıtlığı” olarak çerçeveleniyor. Aynı zamanda Suriye denkleminde ABD ve İsrail eleştirilerini sertleştiren Bahçeli, MHP’nin hem iç hem dış politikada güvenlik eksenli pozisyonunu pekiştiriyor.
Sonuç olarak, CHP’ye karşı kullanılan “karanlık son” söylemi yalnızca muhalefet eleştirisi değil; aynı zamanda yaklaşan siyasi dönemde “savunma–güvenlik merkezli” yeni bir kutuplaşma hattının işareti olarak okunmalı.




