Piyasalarda yatırım fonları etrafındaki huzursuzluk henüz dinmedi. Bir yanda olası risklere dikkat çekerek uyarı yapan isimler var; diğer yanda yaşanan her gelişmeyi yeni bir kriz başlatmak için kullananlar… Tartışma uzadıkça belirsizlik büyüyor. Geçen haftadan bu yana süren gerilim, bu hafta da yeni açıklamalar ve yeni bilgilerle şekilleniyor.
Türkiye Sermaye Piyasası Kongresi’nde hem Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in hem de SPK Başkanı Ömer Gönül’ün fonlara yönelik yaptırım sinyali vermesi piyasada ilk kırılmayı yaratan adım oldu. Ardından Ali Ercan ve Yasef Mitrani’nin tefecilik suçlamasıyla tutuklanması ve şirket sahibinin yönettiği Allbatross fonlarının sıkışması zincirleme etki yarattı. Fonlardan yüksek montanlı çıkışlar gelince teminat karşılanamaması sorunu doğdu. Haftanın başında bazı yatırımcıların “paramı alamadım, gecikme var” paylaşımları ise tansiyonu daha da yükseltti. Gerilimi fırsata çevirmek isteyen çevreler panik havasını tırmandırmayı sürdürdü.
Arka planda ise daha rasyonel bir tablo var. Hafta boyunca yapılan telefon görüşmeleri ışığında görünen şu: Allbatross Portföy fonlarında hafta başında ciddi miktarda çıkış yaşandı, ancak durumun sistematik risk oluşturmasına izin verilmedi. Takasbank, BDDK ve SPK sürece hızlı şekilde müdahale etti. Yaklaşık 10 milyar TL’lik çıkışın yüzde 80’inin teminat sorununu ortadan kaldırdığı belirtiliyor. Kısacası, yangın büyümeden çevrelenmiş görünüyor.
Bundan sonrası Ankara’da şekillenecek. Ekonomi yönetiminin, yatırım fonlarını SPK Kanunu’ndaki piyasa manipülasyonu ve dolandırıcılığı kapsamına alma hazırlığı hızlanmış durumda. Bu düzenleme geldiğinde fonlar da tıpkı hisse yatırımcıları gibi aynı disipline tabi olacak; işlem yasakları, takas yöntemlerinin değişimi, kredili işlemlerin sınırlanması gibi tedbirlerin fonlara da uygulanması mümkün olacak.
Ancak yalnızca kanuni değişiklikle sınırlı kalınmıyor. SPK’nın üzerinde çalıştığı ikinci düzenleme çok daha köklü: Fonlara bankacılık nizamı getirilmesi. Bankacılık Kanunu’nda yer alan “sahip olunan şirketlere kredi sınırı” benzeri bir mekanizmanın fonlar için de uygulanması masada. Fonların portföylerinde kendi sahip oldukları şirketlerin hisselerine yönelik oran sınırlaması ve teminat yapısına ek kısıtlamalar planlanıyor. Şu anda detaylar üzerinde etki analizleri yapılıyor; düzenlemenin borsada yaratabileceği sonuçlar hesaplanıyor.
Ankara’nın karar takvimi uzun olmayacak gibi görünüyor. Tartışmanın büyüklüğü, yaşanan son gerginlikler ve yatırımcı güveninin zedelenmesi, düzenleme ihtiyacını hızlandırmış durumda. Önümüzdeki günlerde hem kapsam hem de takvim açısından daha net bir çerçeve ortaya çıkabilir.




