• Anayasa Mahkemesi, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerdeki bazı geniş yetkilerini iptal etti; karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
• Türkiye Varlık Fonu şirketlerinin “KİT mevzuatından muaf” konumu da kaldırıldı; yeni düzenleme yapılmazsa TVF şirketleri KİT’lerle aynı kısıtlara tabi olacak.
• Karar, hem kamunun ticari şirketler üzerindeki müdahale yetkisini daraltıyor hem de yönetişim çerçevesini daha sıkı hukuki zemine çekiyor.
Anayasa Mahkemesi, hem Türkiye Varlık Fonu’nu hem de TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketleri ilgilendiren kritik bir karar aldı. OHAL döneminde çıkarılan 6758 sayılı kanunun bazı maddeleri iptal edildi ve kararın 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı. Bu süre, hükümete yeni bir düzenleme yapması için tanınmış bir geçiş dönemi niteliği taşıyor.
En çarpıcı başlık, Varlık Fonu şirketlerinin KİT mevzuatından muaf tutulmasına dair hükmün iptal edilmesi. Eğer 9 ay içinde yeni bir yasal düzenleme yapılmazsa, TVF bünyesindeki tüm şirketler, KİT’ler gibi kamu mevzuatına, kısıtlamalara, denetim kurallarına ve ihale süreçlerine tabi hale gelecek. Bu, fonun operasyonel esnekliğini daraltabilecek bir eşik değişimi anlamına geliyor.
Mahkeme ayrıca, TMSF’nin kayyım olarak atandığı veya kayyımlık yetkileri devralınan şirketlerde eski ortakların payları sabit kalmak şartıyla yeni şirket kurulmasına izin veren düzenlemeyi iptal etti. Bu hüküm, kayyım döneminde şirket yapısının yeniden şekillendirilmesine geniş bir alan açıyordu; karar bu alanı daraltıyor.
Bir diğer iptal ise TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerde TTK’ya tabi olmaksızın genel kurul yetkisini kullanabilmesi üzerineydi. Yani TMSF bundan böyle kayyım olduğu şirketlerde genel kurul yerine geçerek sınırsız karar alamayacak; Türk Ticaret Kanunu’ndaki çerçeveye geri dönülecek.
Kararın ekonomi-politik boyutu da önemli. TVF’nin yasal statüsü ve TMSF’nin kayyım gücü, son yıllarda kamu müdahalesi, kurumsal yönetişim ve rekabet eşitliği tartışmalarının merkezindeydi. AYM’nin bu hamlesi, “istisnai yönetim alanlarını” daraltarak hem hukuki sınırları yeniden çiziyor hem de kamu şirketlerinin denetim yapısında daha klasik modele dönüş sinyali veriyor.
Sonuç: Ankara’da dengeleri değiştiren bir karar. Varlık Fonu’nun esnek alanı daralıyor, TMSF’nin kayyım yetkileri yeniden çerçeveleniyor ve kamu şirketlerinde hukuki standartlar sıkılaşıyor. 2026’ya giderken kamu–özel çizgisinde daha net bir hukuki mimari geliyor.




