ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack, New York’ta yaptığı açıklamalarda Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren stratejik başlıkları gündeme taşıdı. “YPG, PKK’nın türevidir” ifadesini açıkça kullanan Barrack, PKK’nın silah bırakmaya başlamasının Türkiye açısından çok büyük bir gelişme olduğunu vurguladı.
ABD’nin Suriye’deki YPG/SDG güçleriyle DEAŞ’a karşı ittifak yaptığını yineleyen Barrack, bu yapıya “bağımsız yönetim kurma hakkı” borçlu olmadıklarını belirtti. Bu, Washington’ın Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir Kürt devleti kurma fikrine destek vermediğinin en net ifadelerinden biri olarak yorumlandı.
Türkiye’ye İHA övgüsü: “Dünyanın en iyileri”
Büyükelçi Barrack, konuşmasının devamında Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktaya da vurgu yaptı. Bayraktar TB2’lerin Ukrayna savaşındaki etkinliğini hatırlatan Barrack, “Türkiye’nin İHA’ları muhtemelen dünyanın en iyileri” dedi. Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarına karşılık olarak kendi teknolojisini üretme iradesini ortaya koyduğunu ve bu alandaki başarısının ABD nezdinde dikkatle izlendiğini kaydetti.
Türkiye’nin hem Rusya–Ukrayna hem de Orta Doğu’daki krizlerde dengeleyici rol oynadığına dikkat çeken Barrack, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın gibi isimlerin “bölgesel diplomaside merkezi figürler” haline geldiğini söyledi.
Bsekonomi notu:
Bu açıklamalar yatırımcıya üç kritik başlık üzerinden stratejik mesaj veriyor:
🔹 Jeopolitik risk algısı yumuşuyor: ABD’nin YPG–PKK bağını ilk kez bu denli açık şekilde dile getirmesi ve “bağımsız devlet kurulmasını desteklemiyoruz” mesajı vermesi, Ankara–Washington ilişkilerinde yeni bir sayfa anlamına gelebilir. Bu gelişme, TL varlıklar üzerindeki jeopolitik baskının azalmasına katkı sağlayabilir.
🔹 Savunma sanayi yatırım hikâyesi güçleniyor: Barrack’ın İHA’lara dönük net övgüsü, savunma ve havacılık hisselerine olan ilgiyi artırabilir. ASELSAN, TUSAŞ, BAYKAR ekosisteminde dolaylı bağlantısı bulunan borsadaki şirketler bu açıklamalardan olumlu etkilenebilir.
🔹 Türkiye’nin bölgesel diplomatik gücü, yatırımcı güvenini artırıyor: ABD’nin Türkiye’yi çok taraflı krizlerde “denge unsuru” olarak tanımlaması, uzun vadeli yatırımcılar açısından kurumsal ve diplomatik istikrar algısını güçlendirebilir. Bu da özellikle Eurobond, CDS ve kur risk primlerinde çözülmeye alan açabilir.
📌 Sonuç: Barrack’ın sözleri, ABD’nin Türkiye’ye karşı “mesafeli pragmatizm” yerine stratejik yakınlaşma dili kullanmaya başladığını gösteriyor. Bu durum, jeopolitik risk indirimi ve yerli savunma sanayiine ilginin artışı açısından yatırımcının yakından takip etmesi gereken bir döneme girildiğini işaret ediyor.




