- Siyasi gürültü sürüyor, ekonomi rayında: Morgan Stanley, CHP davası gibi risklere rağmen ekonomi programına güvenin piyasaları rahatlattığını belirtiyor.
- Mali disiplin ve rezerv desteği: OVP’de bütçe açığının azalacağı, sübvansiyonların kısılacağı, doğrudan vergilerin artacağı; 180 milyar dolara yaklaşan rezervlerle kurda ani oynaklıkların frenlendiği vurgulanıyor.
- Enflasyon ve faiz patikası: Hedeflerle piyasa beklentileri arasında fark var; Morgan Stanley enflasyonu hükümetten daha yüksek öngörüyor, faizlerde ise kontrollü indirim süreciyle yüksek reel faizin korunacağını söylüyor.
Morgan Stanley’nin son Türkiye raporuna dair dikkat çekici yorum Tankut Taner Çelik’ten geldi. Çelik, sosyal medya paylaşımında şunları aktardı:
“Morgan Stanley’nin son Türkiye raporunda ana olarak söylediği siyasette gürültü bitmeyeceği ama ekonomi tarafında da rotanın bozulmadığı. Rapora göre, CHP davası gibi belirsizlikler risk primi üzerinde baskı yaratabilir ama şimdilik piyasalar paniklemiyor. Bunun en önemli nedenini de Şimşek’in programına olan güven ve Merkez Bankası’nın kredibilitesinin artması olarak değerlendirilmiş. Ayrıca 180 milyar dolara yaklaşan rezerv desteğiyle, kurda ani oynaklıkların önü kesildiği de vurgulanmış.
Rapora göre, Orta Vadeli Program bu tabloyu destekliyor. Hedef büyüme %4 civarında tutulması dengeli büyüme patikası seçildiğine işaret ediyor. OVP’ye göre bütçe açığı yavaş yavaş daralacak, sübvansiyonlar kademe kademe azalacak, vergilerde ise doğrudan vergilerin payı artacak. 2027’den itibaren bütçede küçük de olsa bir fazlanın görülmesi planlanıyor. Raporda bu durum mali tarafta frene basıldığı şeklinde yorumlanmış.
Enflasyon tarafında ise resmi tahminlerle piyasa beklentileri arasında makas var. Hükümet 2025 sonunda %28,5 hedef koyarken, Morgan Stanley %30’a daha yakın olur diyor. 2026 için de benzer şekilde hükümet %17,5 derken, piyasa %21 civarında bekliyor. Bu farkın nedeni de kira, eğitim, gıda gibi yapışkan kalemler ve ücret artışları. Yeni yılda asgari ücrete %20–25 zam beklentisi, dezenflasyonun hızını törpülüyor.
Raporda, Merkez Bankası cephesinde ise faiz indirimleri gelecek ama çok kontrollü olduğu belirtilmiş. 2025 sonunda %37, 2026’da %26 gibi bir patika öngörülüyor. Yani reel faizler yüksek tutulacak, böylece hem enflasyon beklentileri dizginlenecek hem de carry trade cazip kalacak. Nitekim yatırımcıların kısa vadeli USD/TRY pozisyonlarını hâlâ sevmelerinin sebebi de bu.
Rapora göre, bankacılık tarafında da frenler devrede. TL mevduat oranlarını yüksek tutan düzenlemeler ve kredi büyüme kısıtları sayesinde ani dolarizasyon riski kontrol altında. Rezervlerdeki artış da Merkez Bankası’na ciddi bir tampon sağlıyor. Siyasi gürültü devam etse bile bu tamponlar şimdilik güven veriyor.
Morgan Stanley’e göre, tahvil tarafında ise iş biraz daha hassas. Yakında yapılacak 7–10 yıl vadeli dolar cinsi ihraç, orta vadeyi baskılayabilir. Bu yüzden getiri eğrisinde bir miktar yataylaşma bekliyorlar. Yatırımcıların uzun vadeye mesafeli oldukları, kısa vadenin daha cazip görüldüğünü ama büyük resimde, reform programının kredibilitesi sayesinde Türkiye’nin risk primi ciddi bir bozulma sinyali vermediğini düşünüyorlar.
Özetle, Morgan Stanley’e göre Türkiye hikayesi kırılgan ama dirençli devam ediyor. Enflasyonun düşüşü resmi hedeflerden daha yavaş olacak gibi, ama yüksek reel faiz, mali disiplin ve güçlü rezervlerle sistem şimdilik rayında gidiyor. Yatırımcılara Morgan Stanley’in mesajı Türkiye’den büyük sıçramalar beklemeyin, ama dengeli bir zeminde Türkiye hikayesinin devam ettiği şeklinde.”

Rapordan çıkan mesaj net: Politik gürültü bitmeyecek, ama ekonomi tarafında program işliyor. Enflasyon hedefleriyle piyasa beklentileri arasında fark olsa da, yüksek reel faiz ve güçlü rezervler güven unsuru olmaya devam ediyor. Morgan Stanley yatırımcıya, “Türkiye’den hızlı kazançlar beklemeyin, ama dengeli hikâye devam ediyor” mesajını gönderiyor.




