- Harcama artışı enflasyonun çok üzerinde: 2026’da bütçe giderleri %29,8 artışla 18,9 trilyon TL’ye çıkacak.
- Faiz yükü tırmanıyor: 2026’da faiz harcamaları %40’ın üzerinde artışla 2,74 trilyon TL’ye yükselecek.
- Kamu harcamaları düşük kalıyor: AB’de milli gelire oran %49 iken, Türkiye’de %35–36 seviyesinde kalacak.
Bütçede Harcama Enflasyonun Üzerinde
Orta Vadeli Program (OVP) 2026–2028 dönemi için ekonominin yol haritasını ortaya koyarken, kamuda tasarruf mesajlarının bütçe rakamlarına yansımadığı görülüyor. 2025’te 14,6 trilyon TL olarak öngörülen bütçe giderleri yıl sonunda bu seviyeyi aşıp 14,7 trilyon TL’ye çıkacak. 2026’da ise giderlerin %29,8 artarak 18,9 trilyon TL’ye ulaşması bekleniyor. Buna karşın bütçe gelirlerindeki artış beklentisi %28,6 ile daha düşük kaldı. Bu tablo, bütçe dengesinin daha da zorlanacağına işaret ediyor.

Faiz Gideri Tırmanıyor
En dikkat çekici kalemlerden biri faiz ödemeleri. 2025 için 1,95 trilyon TL olarak öngörülen faiz giderleri yıl sonunda 2,05 trilyon TL’ye yükselecek. 2026’da ise %40,4 artışla 2,74 trilyon TL’ye ulaşması bekleniyor. Bu rakam, bütçedeki her 7 liralık harcamanın 1 lirasının faize gideceği anlamına geliyor. Faiz yükünün GSYH’ye oranı ise %3,5 civarında kalacak. Yani faizlerde indirim beklentisine rağmen bütçede faiz baskısının azalmayacağı anlaşılıyor.
Kamu Harcamaları Avrupa’nın Gerisinde
Siyasal iktisatçı İnan Mutlu, OVP’yi “klasik IMF mantığı” ile hazırlanmış bir program olarak nitelendiriyor. Mutlu’ya göre Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında kamu harcamalarının milli gelire oranında alt sıralarda yer alıyor. AB ortalaması %49,2 iken, Türkiye’de bu oran %35,7 seviyesinde. OVP döneminde de %35–36 aralığında kalacağı öngörülüyor. Bu, kamunun sosyal harcamalar, eğitim ve sağlık yatırımlarında güçlü bir artış öngörülmediği anlamına geliyor. Mutlu, “Kamu maliyesi açısından önümüzdeki üç yıl ‘aynı tas, aynı hamam’ devam edecek” yorumunu yaptı.
Tasarruf Yerine Özelleştirme
Programda gelir artışının sağlanacağı kalemlerin netleşmediği dikkat çekiyor. Dolaylı vergilerdeki artış beklentisi, derinleşen gelir adaletsizliğini daha da bozabilir. Öte yandan kayıt dışı ekonomi ile mücadelenin üç yıl daha kâğıt üzerinde kalacağı öngörülüyor. Bunun yerine uzun süredir gündemde olmayan özelleştirme hamlelerinin yeniden hayata geçirilmesi bekleniyor. Bu da kamu gelirlerini artırma çabasının kalıcı reformlardan çok varlık satışına dayandığını gösteriyor.
Genel Değerlendirme
OVP’nin bütçe çerçevesi, kamuda tasarruf vurgusuna rağmen yüksek harcama, artan faiz yükü ve düşük kamu harcaması seviyeleriyle öne çıkıyor. Sosyal harcamalarda kayda değer artış öngörülmezken, faiz yükünün ağırlaşması mali disiplinin kırılganlığını artırıyor. Vergi yapısındaki dengesizlik ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede atılacak adımlar belirsiz kalırken, özelleştirmeler yeniden gündeme geliyor. Sonuçta OVP, ekonomik belirsizlikleri azaltmaktan çok mevcut mali dengelerin korunmasına dayalı, riskleri öteleyen bir program niteliği taşıyor.




