• Migros/Tort: Yerli üretici kâr etmiyor, gıda arzı kırılıyor; “Bu tempoda gidersek satacak ürün bulamayabiliriz.”
• Bitkisel protein, susam, bal, patates gibi ürünlerde yerli dönüşüm denemeleri yapılıyor; ithalat kolay, üretim zor.
• Koton/Sabuncu: Hazır giyim ihracatı 21 → 16 milyar dolara indi; üretim Mısır’a kayıyor. Türkiye düşük katma değer tuzağında.
Migros İcra Kurulu Başkanı Ömer Özgür Tort, Antalya’daki TÜRKONFED İş Dünyası Zirvesi’nde gıda arzı, üretici kârlılığı ve ithalata bağımlılık üzerine sert bir uyarı verdi: “Bu tempoda gidersek Türkiye’de satacak ürün bulamayabiliriz.” Sektörün en kritik sorununu, üreticinin artık para kazanamadığı için üretmek istememesi olarak özetledi. Bu tabloyu gideremediğimiz noktada, ithalatın gıdayı bile kapsayan geniş bir alana yayılabileceğini söyledi.
Tort’un altını çizdiği tablo basit: Bitkisel protein üretmek pahalı, ithal etmek ucuz. Mercimek örneği çarpıcı — Kanada’dan ithalat kolay ve maliyet düşük, ancak Migros buna rağmen yerli üretime dönüp Kayseri Şeker ile boş tarlaları mercimeğe açmış durumda. Susamda ise Çukurova’da üreticiyle anlaşarak tahin/helvada yüzde 100 yerliye geçiş planlanıyor. Balda tahşiş riski nedeniyle Bingöl’de coğrafi işaretli üretim kuruldu. Niğde’de ise aşırı tarım nedeniyle düşen patates verimi için endemik çeşitlere dönüş başladı.
Tort’un maliyet hesabı da kritik: Antalya’da 5 liraya çıkan ürün İstanbul rafına gelene kadar 35 liraya dayanıyor. “Sıfır lira maliyetli ürünü İstanbul’a taşımak 21 lira” cümlesi tarımın lojistik ve ölçek sorununu net gösteriyor. Çözüm: Raylı taşımada maliyet 3’te birine düşüyor, toplu üretimde de aynı tablo geçerli. Tarımda teknoloji artık tercih değil zorunluluk.
Gıda güvenliği başlığında ise daha somut ve rahatsız edici bir vurgu yaptı. Bazı çiftçilerin kendisi için ayırdığı üründe ilaç kullanmadığını, sattığı üründe ise kullandığını aktardı. Pestisit kontrolüne yıllık 350–400 bin dolar harcandığını söyleyerek tüm ürünlerde QR şeffaflığı sözü verdi.
Tekstilde tablo farklı değil. Koton CEO’su Dr. Bülent Sabuncu, hazır giyim ihracatının üç yıl önce 21 milyar dolarken bu yıl 16–16,5 milyar dolara düşeceğini açıkladı. Üretimin hızla Mısır’a kaydığına dikkat çekti: Son iki ayda iki farklı Mısır bakanından yatırım daveti aldıklarını söyledi. Buna rağmen Koton’un üretimin yüzde 81’ini Türkiye’den almayı sürdürdüğünü ve buna direnç gösterdiklerini belirtti.
Sektörü zorlayan yeni müşteri davranışı ise hız – iade – maliyet sarmalı. Genç tüketici hızlı ürün istiyor, yüksek iade oranı ise maliyeti katlıyor. Rekabet sadece maliyetle değil, çeviklikle de belirleniyor.
Makro çerçevede TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez’in sözü derin bir özet niteliğinde: Türkiye yüksek teknoloji ihracatında yüzde 3–4 bandında sıkışmışken Çin yüzde 30’a dayanmış durumda. “Biz üretiyoruz, kâr başkasına yazılıyor.” Aynı toplantıda BAKSİFED ve TÜSİAD yöneticileri de ortak bir noktada buluştu: Dünyada kurallar yeniden yazılıyor, Türkiye izleyen değil yön veren tarafa geçmek zorunda.
Bu toplantı bize iki dosya bırakıyor: Gıdada arz zinciri kırılgan, tekstilde kapasite kaybı hızlanıyor. Yerli üretim, teknoloji ve verimlilik üçlüsü sürdürülebilir bir sanayi politikası için artık tercih değil mecburiyet.




