• Gece saatlerinde bilgisi dışında kredi çekilen ve havale yapılan tüketicinin zararı bankaya yükletildi
• Mahkeme, bankaların dijital işlemlerde “en üst düzey özen ve güvenlik” sorumluluğu olduğuna hükmetti
• Karar, mobil bankacılık dolandırıcılığı davalarında emsal niteliği taşıyor
Konya’da yaşayan 46 yaşındaki Mustafa S.’nin mobil bankacılık hesabı üzerinden gece saat 03.00 sularında bilgisi dışında 60 bin liralık kredi çekilmesi ve bu tutarın 40 bin lirasının faal olmayan bir şirkete aktarılmasıyla başlayan süreç, bankalar açısından kritik bir hukuki emsale dönüştü. Tüketici Hakem Heyeti ve ardından Tüketici Mahkemesi, zarardan bankayı sorumlu tuttu.
Mustafa S., işlemleri fark eder etmez bankaya başvurarak müdahale talep etti. Ancak banka, işlemlerin müşteri sorumluluğunda olduğunu savundu. Bunun üzerine konu Tüketici Hakem Heyeti’ne taşındı. Heyet, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almadığı gerekçesiyle zararın banka tarafından karşılanmasına karar verdi.
Banka bu kararı Konya 2. Tüketici Mahkemesi’ne taşıdı. Yaklaşık 1,5 yıl süren yargılama sürecinde dosya bilirkişiye gönderildi. Bilirkişi raporunda, gece saatlerinde kredi kullandırılması ve kredi sonrası eş zamanlı para transferinin olağan dışı olduğu, bankanın bu işlemleri durdurabilecek teknik ve operasyonel imkâna sahip bulunduğu vurgulandı.
Mahkeme, bilirkişi raporunu esas alarak bankanın itirazını reddetti ve zararın tüketiciye iadesine hükmetti. Kararın ardından banka hakkında icra takibi başlatıldı ve tutar tahsil edildi.
Davaya ilişkin değerlendirme yapan Avukat Burak Temizer, kararın kritik yönünün bankaların “kusursuz sorumluluk” ilkesine tabi olması olduğunu vurguladı. Temizer’e göre, bankalar yalnızca açık bir ihmalde değil, potansiyel riskleri öngöremedikleri durumlarda dahi sorumlu tutulabiliyor. Özellikle gece saatlerinde gerçekleşen yüksek tutarlı kredi ve transfer işlemlerinin otomatik risk filtrelerine takılması gerektiği ifade ediliyor.
Mahkeme kararında, bankaların “müşteri hesabına sahip çıkmalıydı” şeklindeki savunmasının her olayda geçerli olmayacağına dikkat çekildi. Dijital bankacılıkta güvenliğin tek taraflı bir yükümlülük olmadığı, bankaların teknolojik altyapı ve yazılım önlemlerini sürekli güncel tutmak zorunda olduğu vurgulandı.
Karar, bireysel banka müşterilerinin dolandırıcılık durumlarında doğrudan bankaya karşı tazminat talep edebileceğini net biçimde ortaya koyuyor. Şahıs müşterilerinin tüketici sıfatı taşıdığı ve bu nedenle tüketici hukukunun koruması altında olduğu da mahkeme gerekçesinde açıkça yer aldı.
Uzmanlara göre bu dosya, mobil bankacılık dolandırıcılığına ilişkin benzer uyuşmazlıklarda hem hakem heyetleri hem de mahkemeler için güçlü bir referans oluşturuyor. Bankaların risk izleme, işlem dondurma ve şüpheli transfer engelleme mekanizmalarını yeniden gözden geçirmesi bekleniyor.




