- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi duruşmayı bir kez daha erteledi; yeni tarih 24 Ekim 2025.
- Mahkemenin ara kararları, davanın “mutlak butlan” iddiaları üzerinden sürdüğünü ama tedbir taleplerinin reddi ile birlikte tabloyu daha net hale getirdi.
- Önümüzdeki süreçte usule uygun bir olağanüstü kurultayın yapılması halinde, 2023’teki kurultayın iptali için açılan davanın konusuz kalması olasılığı öne çıkıyor.
CHP Kurultayı Davasında Yeni Perde: Erteleme Ama Daha Net Bir Tablo
Haftalardır Türkiye’nin belki de en sıcak gündem başlığı olan CHP kurultay davası, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali istemiyle açılan davada beşinci celse tamamlandı. Ancak mahkeme, tıpkı daha önce olduğu gibi duruşmayı erteleme kararı aldı. Bu kez belirlenen yeni tarih 24 Ekim 2025.
Kararın önemi, 30 Haziran’daki ertelemeden farklı olarak bu defa tabloyu biraz daha netleştirmiş olması. Özellikle mahkemenin ara kararlarında yaptığı değerlendirmeler, davanın hangi yönde ilerleyebileceğine dair ipuçları barındırıyor.
Davacıların Tezleri: Yetki ve “Mutlak Butlan”
Duruşmada söz alan davacıların avukatları, özellikle eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın da aralarında bulunduğu taraf adına iki temel argümanı öne çıkardı.
Yetki tartışması yeniden gündeme geldi. Avukatlar, YSK’nın son kararı doğrultusunda asliye hukuk mahkemelerinin kurultay usulsüzlüklerinde yetkili olduğunu iddia etti. Bu tez, YSK’nın “sandık işleri seçim öncesi ve sonrası YSK’nın görev alanına girer” yorumuna dayandırıldı.
Esasa ilişkin iddialar ise oldukça sertti. Davacılar, 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultay’da organize bir şekilde oylamaya hile karıştırıldığını savundu. Divan Başkanlığı’nı yürüten Ekrem İmamoğlu’nun tarafsızlığını yitirdiği iddiası da bu çerçevede dile getirildi. Bu noktada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame “organize suç işlendiği” yönünde kanıt olarak gösterildi. Ancak CHP avukatları buna sert tepki gösterdi; iddianamede “organize suç” ifadesi olmadığını, yalnızca “delege iradesinin fesada uğratıldığı” iddiasının bulunduğunu hatırlattı.
Davacıların nihai talebi nettir: “Özgür Özel ve mevcut Parti Meclisi yok hükmündedir, görevden alınmalıdır; göreve Kemal Kılıçdaroğlu ve eski PM iade edilmelidir.”
Farklı Bir Ses: “Görev Süresi Zaten Dolmuştu”
Duruşmada dikkat çeken bir başka çıkış ise daha önce davacıların yanında yer alan fakat sonrasında davadan feragat eden Fahri Taşdelen’den geldi. Taşdelen bu kez yeniden müdahillik başvurusunda bulundu ve tartışmayı farklı bir noktaya taşıdı.
Taşdelen’e göre, “mutlak butlan” kararı verilse bile Kılıçdaroğlu ve ekibinin yeniden göreve dönmesi mümkün değil. Çünkü eski yönetimin görev süresi zaten 26 Temmuz 2023’te dolmuştu. Dolayısıyla 4-5 Kasım’daki kurultay öncesinde yetkileri bulunmuyordu. Bu nedenle, dava sonucunda “çağrı heyeti” oluşturularak partinin kurultaya bu heyet eliyle götürülmesi gerektiğini savundu.
Bu talep ayrı bir dava dosyası olarak kayda geçti. Ancak sonucu doğrudan kurultay davasının gidişatına bağlı olacak.
“Mutlak Butlan” Kavramının Ağırlığı
Tartışmaların merkezinde ise “mutlak butlan” kavramı yer alıyor. Hukuken bu kavram, yalnızca düzeltilmesi mümkün olmayan, giderilemez ve hukuk kurallarına tamamen aykırı işlemlerde uygulanıyor. Yani örneğin Divan Başkanı’nın CHP’li olmaması, CHP delegesi olmayanların oy kullanması ya da hiç sandık kurulmaması gibi durumlar.
Davacılar bu noktayı kendi lehlerine kullanmaya çalışırken, CHP avukatları ise aksi yönde argümanlarını güçlendirdi. Önemli hukukçuların görüşleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları duruşmaya taşındı. CHP cephesine göre “mutlak butlan” söz konusu değil; bu nedenle dava da aslında düşmüş sayılmalı.
Mahkemenin Ara Kararları: Kritik İşaretler
Davanın seyrini en çok belirleyecek kısım ise mahkemenin ara kararları oldu.
- Tedbir talepleri reddedildi. Mahkeme, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP İstanbul İl Yönetimi’ni görevden alma örneğini izlemedi. Daha önceki duruşmalarda olduğu gibi tedbir talebini geri çevirdi. Bu, mahkemenin “acil tedbir gerektiren bir aşama yok” yaklaşımını pekiştirdi.
- Ceza davasını bekletici neden saymadı. Mahkeme, kasım ayında görülecek ceza davasının ağır cezada değil, asliye cezada olmasına dikkat çekti. Bu nedenle, “tedbir gerektirir” yorumuna uygun bulmadı. Böylece davayı ceza sürecine endekslemedi.
- Farklı mahkeme kararları inceleniyor. Mahkeme, İstanbul 45. Asliye’nin ara kararını, Ankara 3. Asliye’nin il kongresi iptali davasındaki ret kararını ve YSK ile Sarıyer İlçe Hukuk Kurulu kararlarını dosyaya istedi. Bu kararların ortak noktası, CHP’de kongre ve kurultay süreçlerinin devamına onay vermeleri.
- Olağanüstü Kurultay listeleri istendi. 21 Eylül’de yapılacak olağanüstü kurultay için Çankaya İlçe Seçim Kurulu’ndan delege listeleri talep edildi. Bu, mahkemenin yeni kurultayı dikkate aldığını gösteriyor. Eğer usule uygun yapılırsa, mevcut davanın “konusuz kaldığı” gerekçesiyle reddedilmesi gündeme gelebilecek.
Sonuç: Dava Konusuz Kalabilir
Ara kararlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın giderek “konusuz kalma” ihtimaline doğru sürüklendiği anlaşılıyor. Mahkemenin tedbir taleplerini sistematik şekilde reddetmesi, ceza davasını bekletici neden saymaması ve yeni olağanüstü kurultayı dikkate alması bu ihtimali güçlendiriyor.
Elbette, siyasetin doğası gereği “yeni olağanüstülükler” ortaya çıkabilir. Hukuk pratiğinde beklenmedik gelişmeler yaşanması ihtimali de göz ardı edilemez. Ancak olağan koşullar altında tablo açık: CHP kurultay davası, sonunda “konusuz kalma” gerekçesiyle düşebilir.




