Türkiye–Suriye askeri iş birliği resmileşti
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye’nin Suriye hükümetinden gelen resmi askeri destek talebine olumlu yanıt verdiğini ve Şam yönetimiyle askeri danışmanlık, eğitim ve teknik yardım sürecinin başladığını açıkladı.
Söz konusu destek, sahadaki çok katmanlı çatışma dinamikleri ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığı düşünüldüğünde, bu iş birliği hem bölge içi silahlı dengeyi, hem de Türkiye’nin dış politika doktrininde bir kırılmayı temsil ediyor.
Bu Ne Anlama Geliyor?
- Rejim Meşruiyetinin Tescili:
Türkiye, dolaylı değil doğrudan Şara yönetimiyle askeri koordinasyona geçerek Suriye rejimini fiilen tanımış oldu. - İran ve Rusya’nın Alanı Genişliyor:
Şam’ın Türkiye’den askeri destek talep etmesi, Tahran ve Moskova’yla kurduğu dengeleri yeniden kurguladığını da gösteriyor. Ankara bu talebi kabul ederek, Suriye topraklarındaki İran etkisini dengeleme görevini üstlenmiş de olabilir – bu da Türkiye’yi daha derin bir vekalet savaşının tarafı hâline getirebilir.
MSB Açıklaması Ne Diyor?
“Suriye yönetimi tarafından, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve başta DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele kapsamında Türkiye’den resmi destek talep edilmiştir. Bu talep doğrultusunda eğitim, danışmanlık ve teknik destek sağlanması için çalışmalarımız devam etmektedir.”
Bu ifade, diplomatik literatürde “savaş sonrası yeniden yapılanmaya doğrudan katkı” anlamına gelir. Ve bu, uluslararası hukuk açısından Türkiye’yi askeri bir taraf hâline getirir.
Saha Gerçekliği: Süveyda Gerilimi ve İsrail Bombardımanı
MSB kaynakları, Süveyda bölgesinde Dürzi gruplarla rejim arasında artan tansiyona ve İsrail’in Şam’a düzenlediği hava saldırılarına dikkat çekerek Türkiye’nin pozisyonunu “istikrarı destekleme” şeklinde tanımlıyor.
Ancak uzmanlar bu pozisyonun sürdürülebilir olmadığı görüşünde:
- Rejim, Süveyda’da iç huzursuzluğu bastırmak için Türkiye’nin verdiği askeri danışmanlığı kendi iç güvenlik aygıtı olarak kullanabilir.
- Türkiye’nin teknik desteği, dolaylı olarak Şara’nın baskı aracına dönüşebilir.
Bu da Türkiye’nin savaş sonrası Suriye’de tarafsız gözlemci değil, doğrudan rejimin koruyucusu gibi algılanmasına neden olabilir.
Ayrıca İsrail’in bu konuya vereceği tepki merak konusu




