• Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “memleket meselesi” söylemine yanıt vererek, “Demokrasi, sandık ve hukuk teferruat değildir” dedi.
• Ekonomide en büyük sorunun “güven eksikliği” olduğunu vurgulayan Babacan, “Bağımsız Merkez Bankası olsaydı enflasyon da faiz de çoktan inmişti” ifadelerini kullandı.
• DEVA lideri, Mehmet Şimşek’in faiz artışlarının Erdoğan’ın onayıyla yapıldığını söyledi: “Gaz ve fren bağımsız olmalı.”
ANKARA – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gazete Kritik ve diğer medya kuruluşlarına verdiği röportajda hem hükümetin ekonomi politikalarını hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki söylemlerini eleştirdi. Babacan, “Mesele Türkiye ise demokrasi, sandık ve hukuk teferruat değildir” diyerek, iktidarın “memleket meselesi” yaklaşımını otoriterleşmenin bahanesi olarak niteledi.
“Erdoğan izin vermeden faiz artmaz”
Babacan, ekonomi yönetimine ilişkin değerlendirmesinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in attığı adımların Cumhurbaşkanı’nın onayıyla yapıldığını söyledi:
“Faiz artışı, Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası Başkanı’yla kafa kafaya verip aldığı bir karar değil. Cumhurbaşkanı’ndan izin alındı, onayıyla gerçekleşti. Şimdi faiz oranı %50’ye çıkmışsa, bu Erdoğan’ın imzasıyla olmuştur.”
Babacan, mevcut ekonomi yönetiminin güven sorununu çözemedğini vurguladı:
“Bağımsız bir Merkez Bankası olsaydı faiz çoktan inmişti. Enflasyon da düşmüştü. Ama güven oluşturulmadığı için beklenti yüksek. Beklenti yükselince enflasyon da kendi kendini yaratıyor.”
Ekonomideki temel sorunu “gaz ve fren dengesinin siyasallaşması” olarak tanımlayan Babacan, “Merkez Bankası bağımsız olmalı ki bu tartışmalar dışarıda değil, kendi içinde yaşansın. Şimdi her şey politikayla yönlendiriliyor,” dedi.
“Memleket söylemi tehlikeli, hukuk teferruat değildir”
Babacan, Erdoğan’ın 1 Ekim’de TBMM açılış konuşmasında kullandığı “memleket meselesi” vurgusuna doğrudan yanıt vererek, hukuk ve demokrasiye yönelik eleştirilerini sertleştirdi:
“Eğer iktidar devamına yarayacaksa hukuk bir kenara bırakılıyor. ‘Mesele memleketse gerisi teferruattır’ anlayışı çok tehlikeli. Demokrasi bir teferruat değil, hukuk teferruat değil.”
Babacan, TELE1 TV’ye kayyum atanması ve medya kuruluşlarına yönelik operasyonları da eleştirdi:
“Bağımsız yargı olmadan, savcılık kararıyla yapılan el koymalar mülkiyet hakkını yok sayıyor. Eğer amaç gerçekten temiz yönetim olsaydı, AB ve OECD standartları ortada. Ama bizde nokta atışı operasyonlar yapılıyor.”
“23 yıldır Türkiye’de güven duvarı aşılmadı”
Kendisi de AK Parti’nin kurucu kadrosundan gelen Babacan, Erdoğan döneminin son yıllarında “devlet aklının yerini siyasi pragmatizmin aldığını” söyledi. Ekonomideki başarısızlığın sebebini ise “istikrar yerine sadakat arayışına” bağladı:
“İktidar güven üretmiyor, çünkü bağımsız kurumlardan rahatsız. Faizi indirip sonra tekrar yükselten bu zikzak politikanın sebebi de bu. Güven tesis edilseydi, enflasyonun kendi beklentisi bile düşerdi.”
“Demokrasi teferruat değil, sistem sorunu”
Babacan’ın açıklamaları, hem siyasette hem ekonomide Erdoğan yönetiminin merkezileşen karar mekanizmasına karşı sistematik bir eleştiri niteliğinde. DEVA lideri, ekonomideki güven krizinin sadece para politikasıyla değil, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığıyla da bağlantılı olduğunu vurguladı:
“Türkiye’de mesele sadece faiz veya bütçe değil. Mesele yönetim anlayışı. Demokrasi teferruat sayıldığı sürece, ekonomi de düzelmez.”
BS Ekonomi değerlendirmesine göre Babacan’ın bu açıklamaları, önümüzdeki dönemde muhalefet blokunda yeniden ekonomi merkezli bir eleştiri hattının oluşabileceğine işaret ediyor. Babacan, Erdoğan’ın “memleket meselesi” söylemine karşı “hukuk meselesi” çizgisiyle pozisyon alıyor; bu da hem iç siyasette hem piyasalarda “otoriter istikrar” tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.




